İlginç bir tesadüftür bugün “Dünya Çalışan Kadınlar Günü” ve bugün (bizim takvimimizler) 2010 yılı oskarları dağıtıldı ve en iyi film oskarını “Kathryn Bigelow” kazandı (Ölümcül Tuzak / The Hurt Locker filmiyle). İki mevzunun çakışması manidar olmuş. Ayrıca ilk defa bir bayan yönetmen oskar almış.
“Avatar neden almadı” diye soran varsa eğer; o kadar animasyon içinde “oyunculuk” yeteneği nasıl ortaya çıkabilir ki? “tekerlekli sandalyede süper bir uçaktan inişi vardı ki sormayın…” şeklinde bir yorum mu yapacaklardı ki
Ayrıca Bayan Bigelow, Bay Cameron’un bir zamanlar hayat arkadaşıymış. Bu da manidar sanırım
Son olarak neden “En İyi yardımcı Oyuncu” sınıfında “cinsiyet ayırımı var da; “En İyi Yönetmen” sınıfında yok mesela?
saygılar.
25-26-27 haziran 2010 tarihlerinde süper bir rock festivali gerçekleşecek. Türkçe resmi sitesi burada. Bilet fiyatları ve yerleşim bilgisine de şuradan ulaşabilirsiniz. Metallica, Megadeth, Rammstein, Slayer, Alice in Chains gibi süper gruplar ve daha fazlası 3 gün boyunca konser verecekler. Klasik olarak İnönü Standı’nda yapılacakmış.
Tüm bu grupları ardarda dinlemek çok keyifli olur gibime geliyor. Tatil planlarınızı yaparken bu festivali es geçmeyin !
Eğer su içmeyi unutuyorsanız HayatSu‘nun programı tam size göre. Şu linkten bilgi alıp indirebilirsiniz. Su içmek çok önemli biliyorsunuz. Günde en az 2 litre suyu saf olarak içmek lazım. Bunun yanında yemeklerden ve diğer içeceklerden aldıklarımızla birlite ihtiyaç karşılanıyor.
Neyse HayatSu’nun bu uygulamasını da tebrik etmek lazım güzel düşünmüşler.
Radyoda duydum “afyonu patlamak” deyiminin çok ilginç bir hikayesi var. Osmanlı zamanında oruç tutan uyuşturucu bağımlıları her ikisini de yürütebilmek için bir yol bulmuşlar. Üç ayrı kalınlıkta bağırsağa uyuşturucu sarıp sahur vaktinde yutuyorlarmış. En ince olan sabah, diğeri öğle ve en kalın olan da iftar vaktine doğru patlayınca kendilerine geliyorlarmış. O sebeple sabah afynu patlamadan kendine gelemiyorlarmış
çok komik.
Satışa çıktı ama doğru Türkiye’de çıktı mı onu bilmiyorum. Oyun sitelerinden duyduğum kadarıyla 10 kasım 2009′da oynanmaya başlayacak diye biliyoruz. Oyunu önceden alanlar ise oyunun tarih korumasına takıldılar
Önce problem zannedildi ama sonradan koruma olduğu anlaşıldı.
Modern Warfare 2‘yi sitesinden inceleme fırsatı buldum. Grafikler inanılmaz olmuş. Ben Call Of Duty nin ilk oyununu oynamıştım ve çok beğenmiştim. Ayrıca zamanla o kadar geliştirdiler ki oyunu gerçekten takdiri hakediyor.
Bu arada grafik motorları da çok sıkı bir rekabet halinde. Büyük firmalar bu yarıştan kopmak istemiyorlar ve böylece oyunlarda inanılmaz detaylar düşünülüyor.
Şu an sabahlara kadar oyun oynayacak kadar vaktim olmasa da oyun haberlerini takip etmeyi sürdürüyorum
Vakti olanlara, gençlere ve geleceğin junyor yazılımcılarına öneriyorum bu oyunu… Ayrıca satın alıp oynamanın daha keyifli olduğunun da altını çizmek istiyorum.

Atam,
“rahat uyu” demeyi çok isterdim ama söyleyemiyorum. Bize sağlamış olduğunuz bağımsızlığın değerini anlamamız için çok uzun süre geçmesi gerekiyor maalesef. Türkiye’nin bağımsız olmadığını düşünenler var. Dünyada söz sahibi büyük güçler mutlaka vardır ve olacaktır. Fakat unutulmamalıdır ki; bir ülkeyi ileri götüren de geriye götüren de “fikirler”dir. Bir grup insanın cesur atılımlarının bu ülkeyi nasıl da değiştirdiğini göremeyenler var. Bunlarla da mucadele etmek zorundayız.
Karanlıkta bir şey görmemekle aydınlığa ilk defa çıkınca görmemek birbirine çok benziyor. Bunu bazen karıştırıyoruz Atam! Ben üzerime düşenin ne olduğunu düşünürken daha çok okumak ve öğrendiklerimi yeni kuşaklara aktarmanın önemli bir misyon olduğuna karar verdim.
ne mutlu türküm diyene…
Süreyya Operasında 19.10.2009 tarihinde trio konserine gittik. Operaya ilk defa gittim. Kısmet bu dinletiymiş. Salonda boş yer yoktu onu söyleyebilirim. Bir opera salonu olarak küçük geldi bana ama ilk bakışta iyi restore edilmiş gibi geldi.
Gelelim konsere. Şirin Pancaroğlu arp, Elif Yurdakul flüt, Evrim Baştaş ise viyola ile karşımızdaydı. Ben ilk defa arp dinledim. Değişik bir çalgı ve çalması da zor anladığım kadarıyla. Şirin hanım eserlerden önce bilgilendirici konuşmalar yaptı ki bu oldukça iyiydi. Fakat ses tonu zayıf kaldı maalesef. Kendisinin de dediği gibi zor bir dinletiydi o bakımdan uykum gelmedi diyemem ama çaldıkları 4 adet tango çok hoşuma gitti. Bazı nota dizilişlerinde müziği hep bildiğim ezgilere çekmeye çalıştım ama müzik kendi yolunda ilerledi hep. Çalınan ilk esedeki viyola bana Shindler’in Listesi filminin tema müziğini anımsattı nedense.
Konser çıkışında hava da muhteşemdi her türlü gıdamızı almış olduk
Yeni yayın dönemlerinin başlamasıyla sevdiğim ve takip ettiğim programları tekrar görmeye başladım. Sayısı çok da fazla olmayan bu programlardan birisi de “Yaşamdan Dakikalar”. Yanılmıyorsam 3 senedir takip ediyorum ve mümkün olduğunca kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. Read the full article »
26 Eylül 2009… Kuruçeşme Arena… Yine tıklım tıklım ve yine tekne keyfiyle yanaştık konser alanına. Ayrıca hava biraz soğuk:) Yaklaşık 2.5 saat boyunca ara vermeden güzel bir konser izledik ve dinledik. Konser, Livaneli’nin Mutluluk filminden sahneler ile başlayıp sonra yurt dışında aldığı ödüller ve bulunduğu davetlerle devam etti. Ardınan sahneye çıkan Livaneli şarkı ve türküleriyle geceyi şekillendirdi.
Read the full article »

5 seneden beri sürekli izlediğim ve şu anda da takip ettiğim bir kaç diziden birisi Greys… Diğer hastane temelli dizilere göre daha farklı bence. Grey’s Anatomy denince aklıma ilk “dizi müzikleri” gelir. Ayrıca ustaca yazılmış senaryosu dizi boyunca çan eğrisi gibi tırmanır ve sonunda aşağıya doğru iner. Read the full article »
tagged
24 eylül,
6 sezon,
abc,
Alex KarevAlex,
Arizona RobbinsArizona,
Callie TorresCallie,
Cristina YangCristina,
Derek ShepherdDerek,
dizi,
greys anatomy,
Izzie StevensIzzie,
Lexie GreyLexie,
Mark SloanMark,
Meredith GreyMeredith,
Miranda BaileyMiranda,
Owen HuntOwen,
Richard WebberRichard,
series