Geçen sene bu zamanlarda Pinhani’nin ilk albümünü zevkle dinliyordum. Bir radyo programında tesadüfen röportajını dinlediğim bu grup o günden yaklaşık bir altı ay sonra gündeme geldi ve tanınmaya başladı. Şimdi ikinci albümleri “Zaman Beklemez” i çıkardırlar. http://www.pinhani.com/ sitesine girerek son albümdeki şarkıları da çevrimiçi dinleyebilirsiniz. Genelde ikinci albümler ilkinin keyfini fazla vermezler. Dinlediğim kadarıyla tarzları pek değişmemiş. Bu tür grupların çıkmasını her zaman desteklememiz lazım ve dinleyici olarak da destek olmamız lazım. Umarım aynı çizgide daha çok albüm çıkarırlar.
“Kültür/Sanat” Kategorisi için Arþiv
—Bu kısımdan sonrası kitap içeriği hakkındadır, kitabı okumak isteyenlerin okumamasını öneriyorum ! — Athena’nın hayat hikayesi bana oldukça ilginç geldi. Evlatlık edinilmiş olmak, azınlık muamelesi görmek, kitleleri peşinden sürükleme yeteneğinin ortaya çıkışı ve birden fazla dine ait motiflere değinilmiş olması oldukça etkileyici. Athena’nın bir türlü ortaya çıkmayan polis sevgilisi de hikaye boyunca güzel bir gizem oluşturuyor ve güzel bir son ile bu gizem çözülüyor. Ben hikayeyi çok beğendim. Tags: can yayınları, kitap, Paulo Coelho, Portobello Cadısı, roman, yorum
Nis
09
2008
2008 Erovizyon Adayımız: Mor ve Ötesi - Deliburcin tarafýndan Kültür/Sanat içinde postalandýBu sene Erovizyon Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’da yapılıyor. Eski özelliğini yitirmesine karşın yine de her sene yarışmayı izliyorum. Doğrusu politik meseleleri bir kenara koyup ülkelerin kültürlerine ilişkin tatlar yakalamak hala mümkün. Bu sene Türkiye’yi Mor ve Ötesi “Deli” adlı şarkısıyla temsil edecek. Ben video klibi çok beğendim. Gerçekten üzerinde çalışılmış ve düşünülmüş. Şarkı tam bir Mor ve Ötesi tarzında… Genel olarak bakacak olursak ben iyi bir derece getirebilir diyorum. Grup sahne performansı için de iyi bir hazırlık içindedir diye tahmin ediyorum. Haydi aslanlar bir de bizden bir rock müziği dinletin avrupaya Erovizyon’un resmi sitesi: http://www.eurovision.tv/ Mor ve Ötesi’ne ayrılan safya: http://www.eurovision.tv/event/artistdetail?song=24519&event=1470 Tags: 2008, deli, erovizyon, eurovision, mor ve ötesi, müzik, song contest, türkiye, yarışmaKorsana hayır kampanyaları ışığında gittim yeni bir albüm daha aldım. Bu sefer albümün adı “Enbe Orkestrası“… Doğrusu aldığımda içindeki bazı isimler hariç hiçbir bilgim yoktu. Artık altıncıncı his midir nedir albüm harika çıktı! Genellikle sanatçıların biraraya gelip yaptıkları işlerin başarılı olduğunu gözlemledim ve bu albüm de öyle olmuş. Orkestrada değerli sanatçılar var. CD kapağından okuduğumda bir sürü isim var ben onları tek tek yazmayacağım ama size bu grubun sitesini vereceğim, ilgili tüm detayları buradan bulabilirsiniz: http://www.enbemuzik.com.tr/ Ben her zamanki gibi bütün parçaları beğendiğimi söyleceğim ama illa seçmem gerekirse “İzmir bilir ya”, “Unutamam”, “Kalp Kalbe Karşı” diyebilirim. Hemen alıp dinlemenizi öneriyorum.
Orhan Veli‘nin bu şiirini Ezgi’nin Günlüğü ile tanıdım. Herhangi bir ayrılık yaşamasam da bu şiiri okudukça ayrılık yaşayıp ardından efkarlanmak geliyor içimden… Allah kimseyi sevdiğinden(!) ayırmasın… bakakalırım giden geminin ardından, -Orhan Veli Kanık 2007 amerikan yapımı olup da “aksiyon” içermeyen bir filmden bahsetmek istiyorum. Oyuncuları genellikle amerikan dizilerinde gördüğümüz karakterler. Baş rol oyuncusu John Oldman - David Lee Smith‘ı da CSI Miami‘ den tanıyoruz. Oldukça tesadüf eseri gecenin bir vaktinde izledim filmi ve yazmaya değer buldum. Şu anki IMDB notu 8.5/10. Yani oldukça başarılı. Son yıllarda amerikan filmlerine çok sıcak bakmadığımı dünya alem biliyor. Çünkü yedikleri yemek porsiyonları gibi filmleri de şişiriyorlar. Özüne indiğinizde 3-5 şatafattan başka birşey kalmıyor geriye. Fakat bu film (the man from earth) biraz değişik. Filmi önereceğimden dolayı izleme keyfini kaçıracak detaylara yer vermeyeceğim. İlk duyduğumuzda ilginç bir senaryosu olduğu zaten belliydi “Heroes” dizisinin. Zamanla izledikçe de gerçekten değişik bir dizi olduğunu kanıtladı. Son zamanlarda TV sektöründen kazanılan para; güçlü her TV kuruluşunu reyting getirecek yapımlara sevkediyor. Öte yandan o kadar çok dizi, sinema, uydu kanalları var ki bunların arasından sıyrılarak akıllarda yer etmek gerçekten zor. Bu sayede çok güzel detaylı düşünülmüş ve üzerinde uğraşılmış yapımlar görmeye başladık. Başladık ama nedense bir “kahraman”, “doğa üstü” olgusudur gidiyor… “Smallville”, “4400″, “lost” gibi diziler buna güzel örnek. Bunlara ek olarak gelen “Heroes” da aynı şekilde… Fakat hakkını vermeliyiz ki bazen saçmalıklar yakalamaya çalışsam da genelde beğendiğim bir dizi. Aslında benim bu yazıda esas ele almak istediğim mesele şudur: Heroes 1nci sezon bitti gitti… İkince sezon başladı peki nasıl başladı…
Ben her zaman Hiro Nakamura’yı heroes’un ana karakteri olarak gördüm. Niteki ilk notlarım onun hakkında. Geçmişe gittiği yerde, kime aşık olacağını bildiği bir kadına aşık oluyor ama ne çare… “Kader ağlarını örmüş” derler ya işte o cinsten. Benim ilk notum Hiro’dan. Sonra diziye yeni eklenen kahramanlar çok yaratıcı. Dizide bir yeni sezonun farkı var ama ilk sezondan çok da kopuk değil bu olayı iyi kıvırmışlar. Peter’in hafıza kaybı da çok iyi düşünülmüş ve senaryoya güzel bir zenginlik katmış. Ben çok detay vermekten özellikle kaçınıyorum oturun izleyin… Ben gidiyorum… uçarak…
Eki
29
2007
44. Antalya Altın Portakal Film Festivaliburcin tarafýndan Kültür/Sanat içinde postalandý
Geleneksel festivalin 44üncüsü dün gece (28 Ekim) gerçekleşti. Giderek uluslararası bir anlam kazanan veya kazandırılması için çalışılan bu festival aslında Türkiye için büyük önem taşıyor. Bir çok konuda sesimizi duyuramadığımız dünya arenasına 1-2 film kazandırabilirsek ne mutlu bize…Başlıca ödüller şöyle:
Detaylı bilgi için şu sitelere bakabilirsiniz: Fazla söze gerek yok. Bu marş benim tüylerimi diken diken ediyor. Aksini söyleyenlerle yolum uyuşmaz… Buyrun hem dinleyin hem de sözlerine göz atın… |
|






Yazýlar (RSS)