Haziran 2007 için Arþiv

    Sıcak günlerden bir sabah… kahvaltımı yaptım çıktım yola. Derken yolum 4.Levent metrosuna düştü. Yaklaşık 2 haftadır da metroya binmiyorum buradan. Aşağıya indim ki ne göreyim! daha doğrusu ne koklayayım?… Poğaça, açma, simit kokuları o ilk giriş yapılan koridoru sarmış… E ben tok olduğum için hiç de çekici gelmedi ama oradan o saatte aç geçen kaç insan var tahmin edersiniz…

Buraya kadar gözle kısmıydı. Şimdi neden bu konu yazmaya değer ona geliyorum… Bu metrolar tam hatırlamamakla birlikte 3-4senedir var sasnıyorum. O ufak pastanelerin açıldığı köşeler de 3-4 senedir var. Ama kim ve nasıl bir kafa oradan bu şekilde para kazanılır diye akıl etmiş TEBRİK ediyorum. Oradan sürekli geçiyoruz ve aklında para kazanmak olan kaç kişinin aklına böylesine bir fikir gelmiştir ki… Gerçi bu fikri bulmak yetmiyor… Bir de belediyeden tanıdık olması lazım. Düşünün bu iki kriter tutarsa alırsınız ihaleyi 2 sene mi 4 sene mi neyse vadesiz vadeli ne hesap varsa dolmaya başlar :)
Diyeceğim şu ki; alıcıları açık tutmak ve hayata bir yapboz gibi bakmak zorundayız. Bir çocuk edasıyla kafamızda alıp o dükkanı oraya başka türlü o-tur-ta-ma-yız…

saygılar…

Comments Yorum Yok »

27 Haziranda hava

Tarih 27 haziran 2007. Saat öğlen civarları. Dünden aşırı sıcak uyarısı vardı ama biz yine de dışarı çıkmış bulunduk:) Yolda giderken asfaltın sıcaklığı gerçekten cehennem azabına yakın olsa gerek (haşaaa..)

Barajlardaki sular hızla buharlaşıyor… Ülkede birkaç ölüm olayı olmuş… Sanki birgün uyanmışız ve her taraf çöle dönüşmüş gibi… Gerçi birgünden kastım yıllar aslında.

Ya dünyayı yöneten büyük ülkelerin bilip bize söylemedikleri birşeyler var veya kimsenin umrunda değil(!)

Comments Yorum Yok »

Java’da tarih formatlamak her zaman sorun olmuştur. Elinizde java.util.Date var ve bunu herhangi bir formata çevrip String olarak almak istiyorsanız ilgili kodşöyle:

import java.text.SimpleDateFormat;
import java.util.Date;
...
SimpleDateFormat sdf = new SimpleDateFormat("yyyyMMdd");
String formattedDate = sdf.format(new Date());
system.out.println(
formattedDate);

burada formattedDate değeri "20070626″ şeklinde olacaktır.

Buradan bizde

SimpleDateFormat'ın "pattern" parametresiyle ilgili referans tablosu da şöyle:

Sembol Anlamı Tipi Örnek
y Year Number “yy” -> “03″
“yyyy” -> “2003″
d Day in month Number “d” -> “3″
“dd” -> “03″
H Hour (0-23) Number “H” -> “15″
“HH” -> “15″
K Hour (0-11 AM/PM) Number “K” -> “15″
“KK” -> “15″
s Second Number “s” -> “15″
“ss” -> “15″
E Day in week Text “EEE” -> “Tue”
“EEEE” -> “Tuesday”
F Day of week in month (1-5) Number “F” -> “1″
W Week in month (1-5) Number “W” -> “3″
z Time zone Text “z” -> “EST”
“zzz” -> “EST”
“zzzz” -> “Eastern Standard Time”
Single quote Literal “ss”SSS” -> “45′876″
Tags: , , , , , , , ,

Comments 1 Yorum »

Orhan Veli Kanık

İstanbul’u dinliyorum

istanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
önce hafiften bir rüzgar esiyor;
yavaş yavaş sallanıyor
yapraklar ağaçlarda;
uzaklarda, çok uzaklarda,
sucuların hiç durmıyan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
kuşlar geçiyor, derken;
yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
ağlar çekiliyor dalyanlarda;
bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
serin serin kapalı carşı;
cıvıl cıvıl mahmutpaşa;
güvercin dolu avlular.
cekiç sesleri geliyor doklardan,
güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
başında eski alemlerin sarhoşluğu,
loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
dinmişlodosların uğultusu içinde
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir yosma geçiyor kaldırımdan;
küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
bir şey düşüyor elinden yere;
bir gül olmalı;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
alnın sıcak mı değil mi, biliyorum;
dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;
beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkaşından
kalbinin vuruşundan anlıyorum;
istanbul’u dinliyorum.

Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce

Bir yer var; biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Bedava
Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinamaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hurriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

Dalgacı Mahmut
işim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.

Deniz yirtilir kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.

Dalga geçerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;
Bir baş düşünürüm başımda,
Bir mide düşünürüm midemde,
Bir ayak düşünürüm ayağımda,
Ne haltedeceğimi bilemem.
Rahat
şu kavga bir bitse dersin,
acıkmasam dersin,
yorulmasam dersin;
cişim gelmese dersin,
uykum gelmese dersin;

ben ki her akşam yattığımda
onu düşünüyorum,
onu sevdiğim müddetçe
yatağımı da seveceğim.

Comments Yorum Yok »

21 haziran denince akla ne gelir? Ben çocukluğuma dönüyorum. Zira en uzun gün en kısa gün vs. ezbere bir sürü bilgi ve üstünden 3-5 sene geçmeden kaybolan bilgiler…

Gelelim en uzun güne… Düşünün bir kere! upuzun bir gün :) bugün fazladan birşeyler yapmak için ekstra zamanınız var… Örneğin:

  1. arabanızı yıkayın…
  2. evde bekleyen yıllık işlere girişin…
  3. gazeteyi daha ayrıntılı okuyun…
  4. güzel bir film izleyin veya sinemaya gidin…
  5. harika bir dizi izleyebilirsiniz…
  6. alışveriş?…
  7. gezintiye çıkın…
  8. arkadaşlarınızla daha uzun konuşun…
  9. çocuğunuzu daha uzun kucaklayın…
  10. anneniz, babanızı ve kardeşlerinizi arayın…
  11. hiç konuşmadığınız bakkalla iki laf edin…
  12. eve girmeden karşı konuşunun kapısını çalın…

bunları yapabilirsiniz…

Comments Yorum Yok »

Yine nostalji yine çizgi film… veee karşınızda He-man! He-man denince aklıma ilk müziği geliyor. Onun müzikleri beynimde yer etmiştir. İlginç karakterler ve dizi sonundaki “gizli kahramanı bulun” bölümü de aklımda kalanlardan. Ayrıca mutlaka bir ders verilirdi dizilerinde. Kötü iskeletor’a karşı verilen savaşlar hep kazanılırdı. “Orko” diye bir karakter vardı yanlış hatırlamıyorsam içi boş yaratık:) Ayrıca “titrek” vardı. Korkak bir kedi türü… Ama kılıç çıktıktan sonra aslana dönüşürdü.Bir süre sonra Commodore-64 oyunu çıkmıştı he-man’in. O müziğin aynısını koymuşlar oyuna bayılmıştım.. Hala daha çizgi film izlemeyi severim ama hep söylüyorum o zamanların ahengi kalmadı artık ve o tür bir ahenk oluşturmak pek mümkün de görünmüyor…özetle: “Gölgelerin gücü adınaaaa” …… “güç bende artık
NOT: Yıldız savaşlarında geçen “güç seninle olsun” cümlesiyle bir benzerlik sanki…NOT: Orijinal adı: “Masters of the Universe

Comments 1 Yorum »

Bowling Puanlaması
Bir bowling oyununda her oyuncuya toplam 10 kere sıra gelir ve sırası gelen oyuncu iki atış yaparak tüm pinleri (10 adet) devirmeye çalışır.

Her atışta elde edilen puanların toplamı bir sonrakine eklenir.

Oyuncu atış sonrasında tüm pinleri devirmemiş ise sadece devirdiği pin sayısı kadar puan alır.

Tüm pinlerin ilk atışta devrilmesi (X) ile belirtilir ve buna Strike denir. Strike yapan oyuncu pinlerin hepsini devirdiği için ikinci atışını yapamaz ve sıra tekrar gelene kadar hanesine puan yazılmaz. Strike’dan sonraki 2 atışının toplam sonucuna 10 puan eklenir ve önceki puanı ile toplanarak boş bırakılan haneye yazılır. (bkz. yukarıdaki skor tablosundaki 5. ve 6. oyunlar)

Oyuncu ikinci atışının sonunda tüm pinleri devirmiş ise (/) işareti ile gösterilir ve Spare denir ve sıra tekrar kendine gelene kadar hanesine puan yazılmaz. Spare’den sonraki ilk atışında alınan puana 10 eklenerek önceki puanı ile toplanıp boş bırakılan haneye yazılır. (bkz. 3. ve 4. oyunlar)

İyi bir skor elde etmek için Strike veya Spare sonrasındaki ilk atışlarda yüksek puan almak önemlidir.

10. oyunda Strike yapan oyuncu 2 atış, Spare yapan oyuncu 1 ekstra atış hakkı kazanır.

Şu sitede dinamik olarak puan hesaplayan bir applet var:
http://www.bowling-tr.com/bowlinghakkinda/b-skorlama.html

Comments Yorum Yok »

    Bugün babalar günü. Şu an hediye alan taraftayım ama zamanı gelince umarum hediye de alacağım :) Ayrıca babaları kapıda bekleyen bir sürü öğrenci bugün ÖSS sınavına girdi. Sabah okulların yanından geçtim ve kendi sınav yıllarım aklaıma geldi. Yani çok zor dönem. Allah tüm öğrencilerin yardımcısı olsun.

Zamanla insan hayatındaki kişilerin  önem/değer katsayıları değişiyor. Hayat değişken olduğundan bu da normal zaten. Ama anne ve babaların değerlerinin hiç azalmaması gerektiği kkanaatindeyim.

mutlu pazarlar…

Comments Yorum Yok »

bilinçaltı çizimiNasıl olduğunu bilmiyorum ama taradığım dosyanın tarih bilgisine baktığımda 25 Ağustos 1999 tarihinde böyle bir karalama yapmışım. Tarihten de anlaşılacağı gibi Ağustos depreminden bir hafta sonra çizmişim bunları.

Yani çok ilginç bir şey… Elinizde kağıt kalem var ama bir ara trans durumu oluyor ve farkında olmadan onca şeyi çiziyorsun. Sonra bakıp bakıp “nasıl yani?” diye de düşünüyorsun.

Hakikaten bilinçaltı denilen yere bir sürü bilgi atıyoruz ve o bilgiler de gece rüya görürken veya işte bu tür eylemlerde ortaya çıkıyor…

Eğer varsa anladığınız birşey yorum yazın zira merak ediyorum :)

Comments 3 Yorum »

1977-1978 yılları arasında yayınlanmış olan harika aa çok da uzun soluklu olmayan bir dizi. Orijinal adı “man from atlantis”. Başrollerini Patrick Duffy oynuyor ki bu ismi Dallas’tan hatırlıyoruz. Kayramanımızın adı Mark Harris ve Atlantis’in son yaşayan bireyi olduğuna inanılıyor dizide. Parmak araları perdeli ve suda uzun süre kalabilme yeteneği de ilk akla gelenler arasında.

Çocukken ilgiyle izlediğim ama hayel meyal hatırladığım bu dizi 17 bölüm sürmüş.

Hey gidi günler heyyy :)

Comments Yorum Yok »