Burçin'in Sanal Günlüğü

gördüm, duydum, biliyorum

TrueCrypt – Disk Şifreleme Programı

web sitesi: http://www.truecrypt.org/

Nedir?
Saklamak veya gizlemek istediğiniz dosyalarınız var ise bu program sayesinde bir sanal disk oluşturup, kullanmak istediğinizde sisteme bağlayıp sonra da sistemden ayırıp herşeyi tek bir dosyada tutabilirsiniz. Bu program doğrudan USB disk üzerinden de çalıştırabiliyor.

Nasıl Çalışır? Read the full article »

www.trymango.com

İnternet üzerinden bir yabancı dil öğrenmeye ne dersiniz? trymango bu iş için çok keyifli bir site. Fakat tahmin edersiniz ki; yurtdışı kaynaklı olduğundan İngilizce bildiğinizi varsayarak bu öneriyi yapıyorum. Çok akıcı bir flash uygulaması yapmışlar. Ücretsiz üye olup sesli ve interaktif olarak dilleri öğrenmeye başlayabilirsiniz. İspanyolca, Rusça, Fransızca,İtalyanca, Çince, Almanca gibi dilleri başlangıç aşamasında öğrenmek mümkün.

“Adsense Türkiye” forumu açıldı!

İnternetten para kazanmanın en basit yollarından birisi adsense. Eskiden soru soracak kimseleri bulamazdık. Sonradan Google’ın Türkiye’de de ofis açması çok faydalı oldu. Son olarak da adsense ile ilgili olan Türkçe bir forum açılmış. Burada her türlü soruya cevap vermek üzere hazır olduklarını yazıyorlar.

Eğer bazı ipuçları almak istiyorsanız veya çözemediğiniz şeyler varsa bu forumdan faydalanabilirsiniz.

Google Web Geçmişi (Google Web History)

Google’ın marifeterini bilmeyen yoktur. Her nekadar yeni birşey olmasa da yazmak istedim. Geçenlerde arama yapmıştım google’da… Sonra aynı şeyi tekrar aradığımda çıkan arama sonuçlarının yanında o arama sonucunu hangi tarihte tıkladığımın yazdığını farkettim:

Süper birşey bu! Kimin aklına geliyor bu tür şeyler… Hangi sinerjiyle yazıyorlar anlamıyorum ki! Mesela öğle arasında kafeye indiklerinde konuşurken mi çıkıyor bu fikirler yoksa patronlar mı diyor ekleyin şuraya tarih diye anlamıyorum doğrusu…

yürü yaa google :)

Facebook: başka bir alem…

Gerçek yaşamda (sanal olmayandan bahsediyorum) yapamadıklarımızı sanal ortama taşıyor olmamız gayet olağan bir durum ve yıllar boyudur çeşitli şekillerde devam etti. İlk başta arkadaşlık siteleri sonra özel ağlara dönüştü, “second life” ile sanal bir dünyanın içine kapılarımızı açtık ya da “Warcraft” ile oyuncular sanal bir dünyaya girdiler. İnternetin marifetleri tahmin edilmesi güç bir şekilde ilerliyor!
Mark Zuckerberg, 2004 yılında Harvard Üniversitesi’nde öğrenci iken özel bir ağ olarak “facebook” sitesini tasarladı. O kadar ilgi görmüş ki; siteyi dünyaya açmaya karar vermiş. Şimdi sitenin değeri 10 milyar doların üzerine çıkmış. Hakkında yazılacak çizilecek çok şey var. İçine girdiğinizde ayrı bir dünya… 300 civarı çalışanı varmış mesela ve aktif üye sayısı son bir ayda 43 milyona çıkmış. Bir sürü şirket te peşindeymiş.

Peki bu siteyi bu kadar değerli yapan ne? Elinin altına milyonlarca insanın hazır durması elbette. Baktım ufak ücretlerle çok hızlı bir şekilde reklam satın alabiliyorsunuz veya anket uygulayabilirsunu. Buradan ciddi gelirler elde edilebilir. Ayrıca insanların tüm alışkanlıklarını öğreniyorsunuz. Bu sayede “hedefe yönelik” bir sürü hizmet sunabilirsiniz.

Yerimde oturmuş sağınasoluna bakıyorum facebook’un ve hayretler içerinde biraz da kıskanaraktan “peh doğrusu” diyorum…

Wordpress 2.3′e geçtim

Dün gece itibariyle web sitemi wordpress’in son versiyonuna yükselttim. Fakat siteyi baştan kurduğum için rss takip eden arkadaşlara tüm yazılar tekrar gelmiş. Ama bunun dışında bir aksaklık yaşanmadı sanıyorum. Yazmaya devam edicem :)

Media Markt Açıldı!

Tarih 25 Eylül 2007, yer Ümraniye… Media Markt İstanbul’daki ilk marketini açtı. Bugün ise medyada sürüyle haber var… 4 günlük stok 1-2saatte bitti… İnsanlar depolara saldırıp promosyonda olmayan ürünleri de promosyona dahil ettirdiler… Camları kırıp içeri girildi… vs. vs.

Aslında bu olay tüketim çılgınlığını ortaya koyan güzel bir kanıttır. Diyeceksiniz ki “e ama %50 ucuz olan bir LCD TV için girilmez mi o sıraya…”. Eğer o an ihtiyacım varsa girilebilir. Ama binlerce kişinin de aynı ihtiyaç içerisinde olduğundan kuşkuluyum. Amaç “ucuz” birşeyler var kapalım kenarından. Sanki parasını başkası veriyor. Ayrıca insanların hiç mi işleri yok geceden oraya gelip oturabiliyor ve bütün gün orada bekliyor?

Üretmeden tüketmeye çoook meraklıyız biz… Benim bir gün öncesden haberim oldu açıkçası bu kadar ses getirebileceğini tahmin etmemiştim. Yani bir de mantıksız alışveriş yapıyoruz. İhtiyaç olsun olması alıyoruz. Bu da teknolojinin getirmiş olduğu bir alışkanlık ve bu sayade gelişiyor zaten. Kredi kartı borçlarının misli misli arttığı bugünlerde biraz dikkatli olmak gerektiği kanısındayım.

Herşey bir yana evden çıktım işe gelicem Kozyatağı’nda trafik oluştu. Güç bela yarım saatte Şile ayrımına geldim bir de ne göreyim! Kozyatağı’ndan başlayan trafik Şile sapağına doğru gidiyor. Ben Çamlıca çıkışından çıktım bu sefer de Şile’ye giden yol yine tıklım tıklım. Pes dedim yani bu işe!

Merak ediyorum; Media Markt başka bir ülkede mağaza açtığında bu kadar izdiham oluyor mudur :)

Bilgisayar ve Göz Sağlığı

Son yıllarda bilgisayar başında geçen saatler iyice arttı. Hiçbirşey yoktan varolmaz felsefesini düşünecek olursak gelişen bu teknoloji aynı oranda bazı şeyleri de alıp götürüyor. İşte bozulan sağlığımız ödenen en büyük bedellerden.

Aslında bu ayrıntılı bir konu ama ben öğrendiğim basit birşeyden bahsetmek istiyorum. Bilgisasyar karşısındayken en büyük problem uzun süre gözlerimiz kısmadan ekrana bakıyor olmamız… Bu yüzden öncelikle şuna dikkat edelim; her 1,5-2 saatte bir mutlaka ekran karşısından ayrılmamız gerekiyor ve mümkün olan aralarda da yüzümüzü yıkamamız. Yıkama kuruluğu engelliyor ve ara vermek de gözlerimizi daha sık kapatmamızı sağlıyor.

Önemli başka bir husus ise monitörün göz hizasının altına olması gerekliliği. Bu sayede gözlerimiz daha az açılıyor ve kuruyan bölge daha az oluyor.

Bir öneri daha vereyim. Gözleri dinlendirmenin bir yolu da olabildiğince uzaklara bakarak gözleri dinlendirmek. Yoga’da uygulanan bir teknik ise şöyle söylüyor: “gözlerimizi 10 kez sağa-sola ve 10 kez de yukarı aşağıya doğru zorlamak, gözlerimizi kapatıp sağa-sola hareketini tekrarlamak göz kaslarını güçlendirir”.

Boşuna demiyorlar “Gözler dünyaya açılan penceremiz”diye… Aman dikkat edelim.

Hünnap (Ziziphus zizyphus)

HünnapŞimdi ramazandayız yemek olayının ne kadar önemli olduğunu daha da çok anlıyoruz. Neyse uzatmayayım geçenlerde sağolsun bir yakınıma iftara davetliyim… Sofra oldukça başarılıydı. Her zamanki gibi yiyip yiyip sonra ‘bir daha ki sefere bu kadar yemicem’ ahkamları kesiyorum yine… Derken bir tabak meyve geldi elimi attım çanağa. Allah allah diyorum ne ki?

Attım ağzıma içinde çekirdeğii var, şekerli erik kadar birşey. “Ne bu yaw” dedim.. “Hünnap” dediler. Ben bu yaşıma geldim (31) hünnap meyvesini yeni duyuyorum…

Sıcak yazı olan yerlerde yetişiyormuş zira bu yaz malum… Bizde Marmara, Güney ve Batı Anadolu’da yetişiyormuş. Öyle her yerde de bulamıyorsunuz ancak mahalle pazarlarında felan.

Bulursanız yiyin derim :)

Düşünün…

1999 martında yazdığım bir yazı…

Biz zavallıcıklar, insanoğlu denen kavramı sürdürmeye çalışıyoruz ama neden, nasıl?… Varolmak için öldürmemiz gereken bu hayatta, kim için ve ne için neyi sürdürmeye çalışıyoruz?…

Farkındaysanız dünya gittikçe karışıyor, insanlar çok değişti, artık güzel hisler yok, kötülük öncü olmuş saf duygulara, almış başını gidiyor. Sonumuz geliyor artık. Bence dünya en güzel yıllarını çoktan geçirdi…

Daha aklım ermez bir çocukken, büyümekti tek istediğim…Büyümek adam olmak ve iyiye yönelmek. Maalesef çocukluğumuz saflığı giderek yokolmuş…

Şimdi her yerde kavga, dövüş var. Kim kiminle niye dövüşüyor? Ben niye burdayım da, onlar orda… Ben mi aptalım onlar mı çok akıllı?… Ben mi safım onlar mı maşa?…Anlaması zor.

Bir bakıyorsunuz, bazı çıkarları arkasına almış, üstüne poşet geçirmiş bir takım kokuşmuşlar ordusu, sizi size düşürüyor, bir bütünü elli parçaya bölüyor… Sonunda, güzelim elmanın içinde bir kurt olmuş, içten içe çürütüyor… Kendisi besleniyor ama eninde sonunda ne olacak ki ?…
Read the full article »