Burçin'in Sanal Günlüğü

gördüm, duydum, biliyorum

Cevdet Kılıç‘ın çalışmaları sonucunda toparladığı bilge masallarını yayınladığı kitabı “Bigelik Hikayeleri” bence 10 numara. Kısa kısa hikayelerden oluştuğu için çok rahat okunuyor. Fakat çok hızlı okumanızı tavsiye etmem. Sindire sindire okumak iyidir. Çok derin felsefe konularıyla köşeye sıkışmadan bir kısmını da çevremizden duyduğumuz onlarca anektodu toparlamış kitapta.

Hangi birini örnek olarak yazayım bilemiyorum… O yüzden alıntı yapmıyacağım ama kendi kendime çıkardığımız bazı sonuçlar var… Bilgelik özünde şunları gerektiriyor;

1. Az konuşup çok dinlemeyi…
2. Sürekli öğrenmeyi…
3. Koşulsuz sevgiyi…
4. İnançlı veya inançsız olmayı (ortası yok) :)
5. Dünyevi keyiflerden uzaklaşmayı…

En çok vurgu yapılan başlıklar bunlar. Bence herkesin alması gereken dersler var bu kitapta.

Her işin bir vardır bir püf noktası… Bu ve buna benzer bir çok cümlede kullanırız “püf noktası” sözünü. Peki ne demektir bu püf noktası? İşin içinde “püf” diye birşey var ama acaba nedir? Öyle birşey olmalı ki; “püf” deyince birşeyler daha iyi olsun…

Neyse uzatmadan konuya geleyim. Bir kitaptan okuduğuma göre; bir seramik ustasının çırağı onun rızasını almadan kendi atölyesini açmış. Fakat yaptığı seramikler hep kırılıyormuş… Sonunda ustasına gidip özür dilemiş ve sormuş “ustam neden olmuyor yaptığım çömlekler?”… Ustası da demiş ki; “Ben demişştim sana bu işin inceliğini henüz öğrenmedin” diye…  Sonradan geçmişler torna tezgahının başına çamur dönüp de onu işlerken, ustası çamurdaki hava kabarcıklarını gördükçe “püf” diye üflemiş. Sonunda kabarcıklardan arınan çamur pişince çok sağlam olmuştu.

Bir işin püf noktası kavramının bu anektoda dayandığı söyleniyor. İlginç değil mi :)

Son zamanlarda bu oyuna takıldım :) http://www.bigfishgames.com sitesinden buldum sanırım onların oyunu. Stres atmak için böyle bir oyun şart. Aşırı grafiklerle gözünüyü yormuyor. Ayrıca kayıt adımları sayesinden en baştan başlamadan zamanla ilerileyebildiğiniz için zevkli bir oyun. “Space Arcade” diye tabir ettiğimiz türden bir oyun bu.

Oyunun özünde tavuklar tüm galaksiyi istila etmiş ve biz de onları temizliyoruz… Gerçi hayvan hakları dernekleri için tepki oluşturabilecek bir oyun ama en azından vahşet içermiyor…

6.99$ ücreti var. 2 paket sigara almaktansa bu oyunu satın aralarak da stresinizi atabilirsiniz :)

Atlanmış köşetaşı filmlerinden birisi “Victory”. Filmin fon müzikleri ve o dönemi yansıtan askeri marş ezgileri çok hoşuma gitti. Bir taraftan güzel bir futbol kurgusu izlerken duygulanmamak elde değil. Biraz tarihi konulardan dem vurarak biraz futbolu konuşturarak çok güzel bir film ortaya çıkmış. Bu filmi 20 sene önce izlemekle şimdi izlemek arasında mutlaka fark vardır.

Stallone’nin zor duruma düşüp yalpalaması triplerini filmde görüyoruz ve sonradan çektiği filmlerin altyapısını nasıl kurduğunu da görüyoruz. Başta Pele olmak üzere oynayan dönemin ünlü futbolcuları da filme ayrı keyif katmış. Michael Caine’nin de performansını unutmamak gerekir.

Filmin finaline 10 üzerinden 10 puan veriyorum. Gözlerim nemlendi ve çook keyif aldım.

Mutlaka görün !…

Bir çoğumuz bir takım nedenlerden bazı web sitelerinin IP adreslerine ihtiyaç duymuşuzsdur. Bunun için yapılan ilk iş  google.com’a girip örneğin: “farmville IP” yazıp aratmak olabilir. Eğer böyle birşey yapacaksanız hemen durun! Eğer yaptıysanız da ya ilgili IPnin gerçek olup olmadığını teyit edin edemiyorsanız gidip şifrenizi değiştirin.  Neden mi?

Çünkü internet sahtekarları bu tür anahtar kelimeleri bir araya getirerek sahte web siteleri açabiliyor. Siz yukarıdaki gibi bir arama yapıp bulduğunuz ilk IP’den giriş yapmayı denediğinizde orijinal sitenin aynısıyla karşılaşıyorsunuz ve farkında olmdan şifrenizi giriyorsunuz. Site sizin şifrenizi alıp kaydediyor ve orijinal siteye yönlendirebiliyor. böylelikle şifreniz uçmuş oluyor.

Özellikle kurumsal web sayfalarında (ör: bankalar,  on-line alışveriş siteleri vb.) bu konuya dikkat edin. Sürekli kullandığınız siteleri favorilerinize ekleyin ve hep oradan kullanın. Böylelikle farkında olmadan hatalı yazma durumunda madur olmazsınız.  Zira ” google.com” a benzeyen isimlerde açılan siteler ihya oluyor…

aman dikkat!

Dün gece izledim Türev’i. Çoktandır izlemek istiyordum. Amatör kameralar eşliğiyle başlayan film daha da ilginçleşen konusuyla beni sardı doğrusu. Filmin ortasına doğru filmin çok başarılı bir festival yapımı olabileceğine karar verdim. Bana İFF’de izlediğim filmlerin keyfini verdi. Burcu, Nazım ve Süreyya arasında geçen ilginç bir arkadaşlık ve ilişkiler dizisi anlatılıyor.

– bundan sonra film detayları var! –

Süreyya, evlenmeyi düşündüğü Nazım’ın sadakatinden emin olmak için en yakın arkadaşından ona yakınlaşmasını ister. Burcu da istemeyerek başladığı bu işin sonunda Nazım’a aşık olur. Olaylar böyle devam eder.

Bunların yanında Burcu bitirme ödevi için insanların itiraflarını kasete çekmelerini ister. Filmin tamamında bu kasetlere alınan itirafları da izliyoruz. İstanbul’un gece sokaklarında yapılan çekimler güzeldi. Gençlerin katıldığı bir parti canladırması da çok güzeldi. Eleştri olarak da; bazı sahnelerde doğallık adına bırakılmış olan kelime hataları kulak tırmalıyor. O sahneler tekrardan alınsa daha iyi olurmuş.

Filmin adını aldığı “Türev” konusu da filmin sonunda ortaya çıkıyor. 2005 Altın Portakal’da “En İyi Film” ödülünü alan filme benden 10 üzerinden 8.

İlginç bir tesadüftür bugün “Dünya Çalışan Kadınlar Günü” ve bugün (bizim takvimimizler) 2010 yılı oskarları dağıtıldı ve en iyi film oskarını “Kathryn Bigelow” kazandı (Ölümcül Tuzak / The Hurt Locker filmiyle). İki mevzunun çakışması manidar olmuş. Ayrıca ilk defa bir bayan yönetmen oskar almış.

“Avatar neden almadı” diye soran varsa eğer; o kadar animasyon içinde “oyunculuk” yeteneği nasıl ortaya çıkabilir ki? “tekerlekli sandalyede süper bir uçaktan inişi vardı ki sormayın…” şeklinde bir yorum mu yapacaklardı ki :)

Ayrıca Bayan Bigelow, Bay Cameron’un bir zamanlar hayat arkadaşıymış. Bu da manidar sanırım :)

Son olarak neden “En İyi yardımcı Oyuncu” sınıfında “cinsiyet ayırımı var da; “En İyi Yönetmen” sınıfında yok mesela?

saygılar.

25-26-27 haziran 2010 tarihlerinde süper bir rock festivali gerçekleşecek.  Türkçe resmi sitesi burada. Bilet fiyatları ve yerleşim bilgisine de şuradan ulaşabilirsiniz. Metallica, Megadeth,  Rammstein, Slayer, Alice in Chains gibi süper gruplar ve daha fazlası 3 gün boyunca konser verecekler. Klasik olarak İnönü Standı’nda yapılacakmış.

Tüm bu grupları ardarda dinlemek çok keyifli olur gibime geliyor. Tatil planlarınızı yaparken bu festivali es geçmeyin !

Eğer su içmeyi unutuyorsanız HayatSu‘nun programı tam size göre.  Şu linkten bilgi alıp indirebilirsiniz. Su içmek çok önemli biliyorsunuz. Günde en az 2 litre suyu saf olarak içmek lazım. Bunun yanında yemeklerden ve diğer içeceklerden aldıklarımızla birlite ihtiyaç karşılanıyor.

Neyse HayatSu’nun bu uygulamasını da tebrik etmek lazım güzel düşünmüşler.

Radyoda duydum “afyonu patlamak” deyiminin çok ilginç bir hikayesi var. Osmanlı zamanında oruç tutan uyuşturucu bağımlıları her ikisini de yürütebilmek için bir yol bulmuşlar.  Üç ayrı kalınlıkta bağırsağa uyuşturucu sarıp sahur vaktinde yutuyorlarmış. En ince olan sabah, diğeri öğle ve en kalın olan da iftar vaktine doğru patlayınca kendilerine geliyorlarmış. O sebeple sabah afynu patlamadan kendine gelemiyorlarmış :)

çok komik.