Bugünlerde çok duyuorum: “soda mı içmeli, maden suyu mu?”… İkisi farklıymış. Maden suyu doğal olarak çıkarılıp şişeleniyormuş ama soda yapay olarak üretilip şişeleniyormuş. Lezzet açısından ikisinin de kendine göre güzel bence…
Ben şöyle duydum; maden suyu seçerken içindeki değerlere bir göz atmak lazımmış. Yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeliymiş. Sağlıklı bir insan günde bir ader içebilirken tansiyon hastası olanlar çok fazla tüketmemeliymiş…
Son olarak maden suyu veya soda yemek sindirimine de faydalı değilmiş diye duydum ama nerden duydum hatırlamıyorum
Bu kez son
“Kızılay Maden Suyu” tüm zamanların en iyi maden suyudur olsa da içsem…
XXXX: Bir büyük marketin adıdır.
Sahilde bir tur attıktan sonra XXXX‘e girdim alışveriş yapmaya… Neyse onu al bunu al sepet dolana kadar. Düzenli gitmem XXXX‘e ama yanındayken yapayım dedim alışverişimi. Çıktıktan sonra fişi kontrol ettim. Baktım ki düzenli aldığım bir çok ürün 2şer-3er YTL daha pahalı ve toplamda ~10-20YTL arasında fark ediyor. XXXX‘in biraz pahalı olduğunu biliyorum zaten ama bu durumuda bir irdeleme ihtiyacı hissettim:
Piyasa serbest piyasa. Elbette tedarikçiden aldığınız malları istediğiniz fiyata son kullanıcıya verebilirsiniz. XXXX pahalı ama ben neden gidiyorum o zaman… Pahalı olmasının yanında kaliteli ürünler satıyor onu da vurgulamalıyım. Çünkü öyle. Raflarda yok yok ve gittiğinizde istediğiniz ürünü bulma garantiniz çok yüksek ve bu da bir nevi “müşteri memnuniyeti” demektir. Bunu kabul ediyorum ama kaliteli bir peynire daha fazla para verirken bunun yanında örneğin “ultra prima” gibi heryerde aynı olan ürüne de 5YTL fazla vermek biraz dikkat çekici!
Para politikaları birçok şeye bağlı o yüzden marketler istediği fiyatı koyabilir. Stok eritmek, son kullanımı yaklaşan ürünler, dönemsel olarak talebin arttığı ürünler vs. vs. Özetle ben şunu tavsiye ediyorum:
bırakın bolsa aksın ama bol değilse dikkat edin biraz!
Yaz gelince nedense bilgisayarlarla aram açılıyor ve uzaklaşıyorum. Bundan ilk etkilenen de günlüğüm oluyor. Açıkçası yaz ayları kışa göre daha durağan geçiyor. Olaylar ve fikirler magazinsel hale bürünüyor. Herneyse artık sonbahardayız ve ben de günlüğümü güncellemeye devam edeceğim. Okuyan herkese teşekkürler…
Bildiğiniz gibi geçen aylarda Pegasus şirketi “Sıfır liraya uçun” gibi bir kampanya başlattı. Binlerce uçak biletini bedava dağıtmayı planlıyordu. Pegasus oldukça başarılı bir havayolu şirketi orası kesin benim için. Ama yaptığı reklam kampanyasının içine bazı vergiler ve uçarken ödemek zorunda olduğunuz bazı ücretler dahil olmadığı için “Reklam Kurulu” bu reklamın tüketiciyi yanıttığı gerekçesiyle durdurulması kararı çıkartmış. Bunun üzerine en yakın rakiplerden olan AtlasJet‘in yaratıcı ekibi bu durumdan yararlanacak bir reklam hazırlamışlar ve ben de ilk gördüğümde otobüsteydim ve gülmeye başladım. Bana bakanlara da reklamı gösterdim. Bazıları anladı bazı trene bakar gibi baktılar
Neyse, AtlasJet “Yalnızca Kuşlar Bedava Uçar” sloganıyla rakibine sağlam bir gönderme yapmış… Profesyonel hayatta bu tür durumları da olgunlukla karşılayıp ders çıkarmasını bilmek lazım zannediyorum.
hayırlı uçuşlar
Yorgun bir akşam TV karşısında gözlerime ağırlık çöktüğü bir gündü. Sonra tesadüfen TürkMax kanalında “Hoşçakal Güzin” adında bir film başladı. 2008 yapımı filmde Ali Sürmeli, Oktay Kaynarca, İsmail Hacıoğlu, Ayten Gökçer, Merve Boluğur oynamış ve filmi Cem Görgeç yönetmiş. Ben filmi başarılı buldum. Güzel bir drama olmuş. Yer yer gözlerimin nemlendiği de söyleyebilirim. Konusu kısaca şöyle:
Vaktini evde geçiren bir bir genç abisinin zoruyla bir huzurevinde çalışmaya başlar. Fakat bakıcılığını yapacağı kişi eski bir film artisti olan “Güzin İpek” tir. Kimsenin iletişim kuramadığı Güzin le çok iyi iletişim kurar ve film buradan devam ediyor…
10 üstünden 7 veriyorum, izleneblir.

Bugünlerde makarna çeşitlerine merak sardım. Geçen gün evde yemek yoktu ben de bekar moduna girip makarna yaptım. Makarna derken aslında “Tagliatelle” yaptım da diyebilirim. Kalın ve uzun bir makarna şeşidi bu Tagliatelle… Domates, peynir, ceviz vs. ile güzel bir sos hazırladım. Sonra da keyifle yedim. Yemeden hemen fotoğrafını çektim
Hem Eskişehir hem de rock! Ne kadar güzel. 30 Mayıs-1 Haziran 2008 tarihleri arasında çok güzel geçeceğini tahmin ettiğim bir etkinlik başlıyor. Şu anda Eskişehir’de olmayı çok isterdim
Etkinliğin detaylarına http://www.26rockfest.com/ adresinden ulaşabilirsiniz. Sitenin tasarımı ve içerdiği bilgilerle yaptığı tanıtımı çok beğendim. Festival rogramı kısaca şöyle:
-30 Mayıs Cuma DJ GÜVEN ERKİN ERKAL, PİİZ, UYA, AYYUKA, ÖZGE FIŞKIN, MANGA, DEMİR DEMİRKAN,
-31 Mayıs Cumartesi DJ HİCRİ BOZDAĞ, JETONE, LORA, AYDİLGE, DÖRT X DÖRT, BLACK TOOTH, PENTAGRAM
-1 Haziran Pazar TUŞE, KARNAVAL, GECE, GÖKÇE, KUTSAL, MALT, DIREC-T, GECE YOLCULARI, YÜKSEK SADAKAT
Rock, Metal hepsi bizler için bir de Türkçe olunca daha da güzel!
Haydi gençler Eskişehir’i sallayın!…
Not: ben Eskişehirliyim:) Ayrıca günlük bilet fiyatı 15YTL, kombine 3 günlük fiyat ise 35YTL, organizasyon Main Stage
Sevdiğimiz ve saydığımız bir arkadaşımıza ait olan http://www.pecsimeth.com sitesi yayınına yeni yüzüyle ve yaklaşımıyla başladı. Bir blog niteliğinde olan web sitesinde ayrıca özel olarak geliştirilen bir forum bulunuyor. Yazılım geliştirme üzerine yoğunlaşan bu foruma katkıda bulunabilirsiniz.
Belki vardır da ben bilmiyorumdur… E-devlet uygulamarı arttıkça üyelik sistemleri de artmaya başladı. Örneğin Kadıköy Belediyesi’ne üye oluyorsunuz ve gidip oradan ev verginizi ödeyebiliyorsunuz, size e-posta ile bilgilendirme yapabiliyorlar.
Şimdi bu tür sitelerin (özellikle “.gov” ve “.bel” uzantılı olanlar…) sayısı arttıkça verilen e-postanın önemi de artmaya başladı. Ben de bu noktada şöyle bir proje öneriyorum:
Neden T.C. Kimlik No’su ile E-posta ilişkilendirmesi yapılmasın? Bu işin doğrulamasının yapılması biraz zor bir konu ama bu tür bir şey olursa eğer, e-devlet siteleri de bu e-posta adresine otomatik olarak erişse çok şık olmaz mı? Microsoft’un passport.com türü bir uygulama gibi çalışabilir. Login için ortak bir noktaya yönlendirme de olabilir.
Süper olur süper!…
NOT: Bu fikri tamamen uydurdum böyle birşey varsa da süper yoksa da süper
Benim adım çok tartışmalı bir isim… Kimisi “ben hiç erkek Burçin tanımıyorum” diyor bir başkası ise tam tersini… Şahsen her iki cinsten de tanıdıklarım var… Fakat bana gelen telefonların %99′u hep “merhaba Burçin hanım” diye açılıyor ben de esprili bir dille “buyrun benim” diyip geçiyorum:)
Gelelim adımın anlamına… TDK‘nın dediğine göre; “Geyik, dişi geyik.” anlamına geliyor ki ben önceden de böyle biliyordum.