Burçin'in Sanal Günlüğü

gördüm, duydum, biliyorum

"kitap" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

Cevdet Kılıç‘ın çalışmaları sonucunda toparladığı bilge masallarını yayınladığı kitabı “Bigelik Hikayeleri” bence 10 numara. Kısa kısa hikayelerden oluştuğu için çok rahat okunuyor. Fakat çok hızlı okumanızı tavsiye etmem. Sindire sindire okumak iyidir. Çok derin felsefe konularıyla köşeye sıkışmadan bir kısmını da çevremizden duyduğumuz onlarca anektodu toparlamış kitapta.

Hangi birini örnek olarak yazayım bilemiyorum… O yüzden alıntı yapmıyacağım ama kendi kendime çıkardığımız bazı sonuçlar var… Bilgelik özünde şunları gerektiriyor;

1. Az konuşup çok dinlemeyi…
2. Sürekli öğrenmeyi…
3. Koşulsuz sevgiyi…
4. İnançlı veya inançsız olmayı (ortası yok) :)
5. Dünyevi keyiflerden uzaklaşmayı…

En çok vurgu yapılan başlıklar bunlar. Bence herkesin alması gereken dersler var bu kitapta.

Zülfü Livaneli’yi her zaman çok takdir ederim ve beğenirim. Yeni kitaplarını zaten kaçırmıyorum ve hatta eski yayınlarını da zamanla okuyacağım. Gelelim “Son Ada”ya…

Okunması çok keyifli, nispeten ince bir kitap. Yazım dili, tasvirler ve olaylar o kadar başarılı ki ben kendimi hemen adanın içinde buluverdim. Bu kitap “alegori” denilen bir edebi sanat ile yazılmış. “Alegori” nin tarifini yapmak çok da kolay değil ama anladığım kadarıyla “fiziksel olarak varolmayan duygu düşünce gibi kavramları duyuların algılayacağı biçimlere büründürerek anlatma” denebilir.

Çok kısaca konu şöyle özetlenebilir; doğayla içiçe ve mutlu bir hayat süren 40 hanelik bir ada halkının, dikdatör kafalı birisinin adaya gelişiyle hayatlarının ne hale geldiğinin öyküsü…

Ben özellikle anlatıcı ve Lara‘nın tanışmaları kısmından çok etkilendim. Sanki benim başıma gelmiş de ben aşık olmuşum gibi hissettim. Bu da Livaneli’nin ustalığından kaynaklanıyor elbette.

hemen okuyun bence!

Portobello CadısıPaulo Coelho’nun bu son kitabını rastgele seçerek okudum. Kitabın adını ilk duyduğumda kafamda bir hikaye kurmuştum. İnsanlar tarafından bilinen bir cadı, birilerinin geleceği hakkında yorumlar yapar. Sonra onları yönlendirir ve bunun üzerine bir takım olaylar gelişir… Aslında kısmen tutturmuş olmama rağmen kitabın bütününü düşünecek olursak karşıma çok özgün bir hikaye çıktı. Ayrıca yazarın anlatım şekli de oldukça ilginç. Ardarda dizilen olaylar dizisi yerine olayı oluşturan kişilerle yapılan konuşmaların sunumu tercih edilmiş. Kitabın okuması oldukça kolay ve akıcı. Yazarın öykülerindeki başarısını anlatmaya gerek yok. Yıllar önce Simyacı’yı okuduğumda da şu anki aynı keyfi aldım.

—Bu kısımdan sonrası kitap içeriği hakkındadır, kitabı okumak isteyenlerin okumamasını öneriyorum ! —

Athena’nın hayat hikayesi bana oldukça ilginç geldi. Evlatlık edinilmiş olmak, azınlık muamelesi görmek, kitleleri peşinden sürükleme yeteneğinin ortaya çıkışı ve birden fazla dine ait motiflere değinilmiş olması oldukça etkileyici. Athena’nın bir türlü ortaya çıkmayan polis sevgilisi de hikaye boyunca güzel bir gizem oluşturuyor ve güzel bir son ile bu gizem çözülüyor.

Ben hikayeyi çok beğendim.