Burçin'in Sanal Günlüğü

gördüm, duydum, biliyorum

"sinema" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

Film:İnşaat

Yorum yok

Hafta sonu İnşaat’ı izledim.  Bazı filmlerin isimlerinden bir önyargı oluşur ya… Bu da o tür bir film. Ne düşündüm ne çıktı :) Emre Kınay ve Şevket Çoruh (Arka Sokaklar dizisinden tarnırsınız)’un başrollerini oynadığı filmde tanıdık başka isimler de var. Detay burada.

Çok matrak ve orjinal bir konusu var. Ayrıca kısıtlı bir mekanda geçen filmin çekimleri de fena değil.  Konusu da; Ali ve Sudi’nin başından geçen mafya bağlantılı maceralar diye özetlenebilir.

Bulun izleyin ve eğlenin.

Atlanmış köşetaşı filmlerinden birisi “Victory”. Filmin fon müzikleri ve o dönemi yansıtan askeri marş ezgileri çok hoşuma gitti. Bir taraftan güzel bir futbol kurgusu izlerken duygulanmamak elde değil. Biraz tarihi konulardan dem vurarak biraz futbolu konuşturarak çok güzel bir film ortaya çıkmış. Bu filmi 20 sene önce izlemekle şimdi izlemek arasında mutlaka fark vardır.

Stallone’nin zor duruma düşüp yalpalaması triplerini filmde görüyoruz ve sonradan çektiği filmlerin altyapısını nasıl kurduğunu da görüyoruz. Başta Pele olmak üzere oynayan dönemin ünlü futbolcuları da filme ayrı keyif katmış. Michael Caine’nin de performansını unutmamak gerekir.

Filmin finaline 10 üzerinden 10 puan veriyorum. Gözlerim nemlendi ve çook keyif aldım.

Mutlaka görün !…

Dün gece izledim Türev’i. Çoktandır izlemek istiyordum. Amatör kameralar eşliğiyle başlayan film daha da ilginçleşen konusuyla beni sardı doğrusu. Filmin ortasına doğru filmin çok başarılı bir festival yapımı olabileceğine karar verdim. Bana İFF’de izlediğim filmlerin keyfini verdi. Burcu, Nazım ve Süreyya arasında geçen ilginç bir arkadaşlık ve ilişkiler dizisi anlatılıyor.

– bundan sonra film detayları var! –

Süreyya, evlenmeyi düşündüğü Nazım’ın sadakatinden emin olmak için en yakın arkadaşından ona yakınlaşmasını ister. Burcu da istemeyerek başladığı bu işin sonunda Nazım’a aşık olur. Olaylar böyle devam eder.

Bunların yanında Burcu bitirme ödevi için insanların itiraflarını kasete çekmelerini ister. Filmin tamamında bu kasetlere alınan itirafları da izliyoruz. İstanbul’un gece sokaklarında yapılan çekimler güzeldi. Gençlerin katıldığı bir parti canladırması da çok güzeldi. Eleştri olarak da; bazı sahnelerde doğallık adına bırakılmış olan kelime hataları kulak tırmalıyor. O sahneler tekrardan alınsa daha iyi olurmuş.

Filmin adını aldığı “Türev” konusu da filmin sonunda ortaya çıkıyor. 2005 Altın Portakal’da “En İyi Film” ödülünü alan filme benden 10 üzerinden 8.

cnbceGüzel dizileriyle ve seçme filmleriyle tanıdığımız ücretsiz TV kanalı cNBCE’de yeni sezon başladı. Dr. Who ve Merlin dizilerini takip etmeyi düşüüyorum . Bence size de http://www.cnbce.com/ adresine girin ve boş vakitlerinizi de göz önüne alarak kışlık planınızı yapın derim

Her seferinde heveslenip oturuyorum bir amerikan yapımı filmin karşısına… Bu sefer güzel bir film olacak diyorum ama olmuyor. “Kartal Göz” filmi de böyle bir film. Bol aksiyon,  Amerikan bayrakları vs. vs. Bir eleştirel yön vardı aslında: Amerikan başkanı bir şiphe uğruna 10larca masum insanı öldürecek emir veriyor. Anlaşılan ya yazar ya senarist Bush’tan yana değil :)

Hesapta kontrolü ele geçirmiş bir bilgisayar bir “Giyotin Operasyonu” hazırlıyor ve uyguluyor felan filan…

gidin gözlerinizi dinlendirin dha iyi :)

Yorgun bir akşam TV karşısında gözlerime ağırlık çöktüğü bir gündü. Sonra tesadüfen TürkMax kanalında “Hoşçakal Güzin” adında bir film başladı. 2008 yapımı filmde Ali Sürmeli, Oktay Kaynarca, İsmail Hacıoğlu, Ayten Gökçer, Merve Boluğur oynamış ve filmi Cem Görgeç yönetmiş. Ben filmi başarılı buldum. Güzel bir drama olmuş. Yer yer gözlerimin nemlendiği de söyleyebilirim. Konusu kısaca şöyle:

Vaktini evde geçiren bir bir genç abisinin zoruyla bir huzurevinde çalışmaya başlar. Fakat bakıcılığını yapacağı kişi eski bir film artisti olan “Güzin İpek” tir. Kimsenin iletişim kuramadığı Güzin le çok iyi iletişim kurar ve film buradan devam ediyor…

10 üstünden 7 veriyorum, izleneblir.

Kısa filmlerde etkili bir sunuş yapabilmek ve başarıyı sağlamak yönetmeni daha da değerli kılıyor. İşte aşağıda youtube.com’dan aldığım bir kısa film var. Filmin adı: J’attendrai le suivant… (Sonrakini bekleyeceğim…). Sade ama derin bir başlangıç nereye gideceğini tahmin edemediğiniz bir olay ve beklenen bir tepkiye karşılık son derece etkili bir final! Buyurun bakın: