Bir Covid-19 Analizi

Mart ayından beri Covid-19 salgını sebebiyle hayatımız çok hızlı değişti. Hızla dijitalleştik mi yoksa biraz sarsılıp kendimize mi geldik orasını çözemiyorum.

İnsanlık tarihinde çok çeşitli bir çok salgın yaşanmış. Ben 40 küsür yaşlarındayım ve bu kadar hayatı etkileyen bir salgın hatırlamıyorum. Virüsler çok enteresan bir canlılar. Yıllar boyunca çok ciddi ölümlere yol açmış. Kara hummdan koleraya, Sarı hummadan AIDS’e kadar çok şeşitli salgına sebep olmuşlar. Salgın tarihi hakkında daha fazla bilgi isterseniz burada çok güzel infografikle anlatmışlar. Benim açımdan bir kovid analizi yapalım.

Covid-19 Salgınında Neler Yaşadık?

Gelelim Covid’in hayatımızda neleri değiştirdiğinie… Burada kültürel veya haber konularını yazmak istemiyorum. Benim gözümden neler olduğunu paylaşmak istiyorum.

Bir kere gezmeyi tozmayı bıraktık. Kavhe dükkanlarına gidip rahat rahat kahve yudumlayı bıraktık. Sinamedır, tiyatrodur, gezidir bu ve buna benzer sosyal aktiviteler durdu sayılır. El sıkmayı, sarılmayı, kucaklaşmayı bıraktık. Artık maskelerin ardından karşımızdakinin ruh halini anlayacak hale geldik. Kısacası insan olarak insandan uzaklaşmak zorunda kaldık.

Uçağa, arabaya, trene, gemiye binmeyi azalttık. Az benzin harcadık. Dünyayı daha az kirletmeye başladık. Sanırım evde harcadığımız elektrik ofiste harcanandan azdır. Kocaman AVM ler bomboş kaldı. Beton binalar bir nefes alabildiler sonunda.

Teknolojiye adapte olduk. Her türlü toplantıyı uzaktan yaptık, ilişkileri sürdürdük. Yüz yüze gitmeden “bir çayınızı” bile içmeden işler görüldü. Monitör satışları patladı, ortopedik sandalyeler sipariş edildi. Şimdi herkesin evinde bir çalışma odası var artık.

Dijital platformlara olan üyelikler arttı. Hatta bu dönemde Amazon Prime ülkemizde hayataına başladı. Sinema ve televizyon işleri de hızla “internete” geçiyor. Malum sinemalar kapalı olduğundan yapımcılar Netflix vs. ile anlaşıyorlar.

Covid-19 ilk başladığında ülkeler arası gidip gelmeler azaldı. Belli bir süre tüm uçuşlar durmuştu hatta. Yüz yüze kültür alışverişinde bulunamadık. Aldığımız kesin de. Zaten veremiyorduk yine vermedik. Herkes biraz kabuğuna çekildi desek yeridir.

Gurbette olanlar evlerine attılar kendilerini. Bir çok kişi yuvasına döndü. Yurt dışına gidip tam düzenini oturtamamış olanlar elbette daha güvenli limanlara döndüler.

Maske takmaya, plastik eldiven takmaya alıştık. Yürürken insanlardan uzak durmaya alıştık. Artık bir parkta banka oturuken bile şüphe duyabiliyoruz. “Şöyle bir silsek” daha rahat ediyor içimiz. Dezenfektan kullanmaktan ellerimiz aşındı başlarda, acemilik tabii…

Hizmet sektöründe çok büyük işsizlikler yaşandı. Turizm durdu sayılır. İnşaat sektörü de hız kesti elbette. Ayrıca yurt dışında faaliyet gösteren inşaat şirketlerinin de işleri sekteye uğradı. Bunun yanında teknoloji sektörü ve sektöre iş yapan şirketlere çok da bir şey olmadı. Teknoloji her daim lazımmış demekki. İşlerin yürümesi için her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuldu. Onlarca “tele-konferans” uygulaması çıktı piyasaya. Bu dönemde kimse oyun oynamayı bırakmadı. Dijital sensörler yine devredeydi. İnternet teknolojileri her zamankinden daha da fazla kullanıldı. Keşke daha az beton daha çok teknoloji ihraç edebilsek…

Çıkarım

Bence salgınlar evrendeki dengesizliği korumak için gereken zamanda gereken yerde ortaya çıkıyor. İster takdir-i İlahi deyin, ister evrenden bir mesaj deyin, bu salgınlar birer mesaj bence. İnsan soyunun en vahşisi olan “homo-saphiens” türü olarak doğaya ve canlılara çok zarar verdik. Bu zararın boyutu giderek artıyor. Evren düzensizliği sever. Biz düzenli olarak zarar verdiğimizde bir şekilde insanların sayısını azaltıp yine kendi düzensizliğini sağlıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.